8.Sınıf 3.Ünite Milli Bir Destan: Ya İstiklal Ya Ölüm Özeti

15.12.2021
9.741
A+
A-

DOĞU VE GÜNEY CEPHESİ

DOĞU CEPHESİ
1.Dünya Savaşı sırasında Ermeniler katliam yaptıkları için Tehcir Kanunu (zorunlu göç) ile güvenli yer olan güneye savaş bitene kadar sevk edilmişlerdir. Savaş bittikten sonra İtilaf Devletleri’nin de desteğini alan Ermeniler, Anadolu’da katliamlara başlamış ve Sevr Antlaşması’nda vaat edilen toprakları almak amacıyla girişimlerde bulunmuştur. Bunun üzerine BMM’nin onayı ile Kazım Karabekir komutasındaki 15.Kolordu Ermenileri yenilgiye uğratmış, Ermenilerle 3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması imzalanmıştır.
Maddeleri:
– Kars, Sarıkamış, Iğdır ve Kağızman Türklerde kalacak.
– Doğu sınırı Aras nehri olacak.
– Ermeniler Misak-ı Milliyi kabul edecek.
– Sevr Antlaşması’nı tanımayacak.
– Ermeniler, Türklere karşı hiçbir düşmanca girişimde bulunmayacak.
– Türklerle savaşmamış Ermeniler geri dönebilecek.
Ermeniler, silah, top gibi savaş aletleri verecek.
Önemi

– TBMM’nin uluslar arası alanda kazandığı ilk askeri ve siyasi zaferdir.
– Misak-ı Milli’yi ve TBMM’yi tanıyan ilk devlet Ermenilerdir.
– Sevr Antlaşmasını ilk tanınmamıştır ve uygulanamayacağı ilk defa belli olmuştur.
– Doğu Cephesi kapanmış, buradaki birlikler Batı Cephesine kaydırılmıştır.

GÜNEY CEPHESİ
Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra işgal edilen ilk Türk toprağı Musul olmuştur(İngilizler tarafından) Daha sonra İngilizler Adana, Urfa, Antep ve Maraş bölgelerine önce girmiş, fakat bir süre sonra buralar Fransızlara bırakılmıştı. (Fransızlar, Musul ve Kerkük gibi petrol bakımından zengin olan yerlerin İngilizler tarafından işgal edilmesini kabul etmiştir.) Fransızlar bu bölgelerde Suriye ve Mısır’daki Ermeni silahlı kuvvetleri ile birlikte hareket etmiş, Türk halkına karşı yapılan saldırıları desteklemişti. Güney cephesindeki ilk silahlı direniş Fransızlara karşı Hatay Dörtyol’da başlamıştır.

Maraş Savunması:
30 Ekim 1919 da Fransızların bölgeyi işgal edip Mısır ve Suriye’den getirdiği Ermenileri Türklere karşı saldırtması üzerine başlayan direniş hareketidir. Buradaki direniş hareketini ilk başlatan Sütçü İmam’dır. Kılıç Ali, Yörük Salim ve Binbaşı Suzi Bey komutasında teşkilatlanan Kuvayi Milliye Birlikleri 12 Şubat 1920 Fransız ve Ermenilerin geri çekilmesini sağlamışlardır.
Not: TBMM 1973’te Maraş iline “Kahraman” unvanı ve İstiklal Madalyası verdi. Böylece şehrin adı Kahramanmaraş oldu


Urfa Savunması:
30 Ekim 1919 da Fransızların burayı işgal ederek Ermenilerle birlikte halkın can ve mal güvenliğini tehdit etmesi üzerine başlayan direniş hareketidir. Ali Saip Bey önderliğinde teşkilatlanan Kuavi Milliye birlikleri Nisan 1920 de düşmanın geri çekilmesini sağlamışlardır.
Not: 1984 yılında Urfa şehrine TBMM tarafından “Şanlı” unvanı verilmiştir.

Antep Savunması:
Fransızların burayı İngilizlerden devralarak Ermenilerle işbirliği yapmaları üzerine başlayan direniş hareketidir. Antep halkı ve Teğmen Şahin Bey’in başarıları üzerine şehre anacak bir yıl sonra girebilen Fransızlar ,Ankara Antlaşması ile bölgeden çekileceklerdir.
Not: Büyük Millet Meclisi 1921’de Antep iline “Gazi” unvanını vermiştir.
Not: Güney Cephesindeki başarı tamamen Kuvayi Milliye’ye aittir.
Not: Sakarya Savaşı’ndan sonra Fransızlar TBMM ile Ankara Antlaşması’nı imzalayarak Hatay ve İskenderun dışındaki bölgeleri terk etmişler böylece Güney Cephesi kapanmıştır.

BATI CEPHESİ
DÜZENLİ ORDUNUN KURULMASI
İzmir’in işgalinden sonra Kuva-yı Milliye birlikleri Ayvalık, Bergama, Soma, Akhisar, Salihli, Nazilli ve Aydın’da Yunanlılara karşı başarılı mücadeleler vermiştir. Kuva-yı Milliye düşmanı oylayabiliyor fakat düşmanı yurttan atacak şekilde karşı taarruza geçemiyordu. Bu durumu bilen Mustafa Kemal, düzenli ordunun kurulmasının şart olduğuna inanıyordu 22 Haziran 1920’de başlayan Yunan Taarruzu, Gediz muharebelerinde Kuva-yı Milliyenin yenilgisine sebep oldu. Kuva-yı Milliyenin komutanı olan Ali Fuat Cebesoy mağlubiyete Kuva-yı Milliyenin disiplinsizlik ve düzensizliğini sebep gösterirken Kuva-yı Milliyeciler mağlubiyetin sebebi olarak Ali Fuat Cebesoy’un başarısızlığını ileri sürüyorlardı. Gediz muharebeleri, Mustafa Kemal’in düzenli ordu konusundaki düşüncelerini haklı çıkarmış ve bunun üzerine 8 Kasım 1920’de yapılan meclis toplantısı sonucunda Ali Fuat Cebesoy’un Moskova büyük elçiliğine tayin edilmesine ve düzenli ordunun kurulmasına karar verilmiştir. Batı Cephesinde düzenli orduyu kurmakla İsmet İnönü görevlendirildi. Cephenin güneyi ise Refet Bele’nin komutasına verildi. Not: 27 Aralık 1920’de Kuva-yı Milliyenin, kaldırılarak düzenli orduya katılması kararlaştırıldı

Düzenli Ordunun Kurulma Sebepleri:
– Halk ile Kuva-yı Milliye birliklerinin karşı karşıya gelmeye başlaması
– Yunan ilerleyişinin durdurulamayışı
– Kuva-yı Milliyenin merkezi otoriteden yoksun oluşu
– Kuva-yı Milliyenin bölgesel amaçlı olması

I. İNÖNÜ SAVAŞI
Çerkez Ethem Ayaklanmasından yararlanmak ve işgal bölgelerini genişletmek isteyen Yunanların Eskişehir’i alıp, Ankara’ya doğru yönelerek Ulusal Kurtuluş Hareketi’ni bozmak istemeleri yüzünden çıkmıştır. İsmet Bey komutasındaki Türk ordusu başarılı savunma savaşı yaparak Yunanlıların çekilmesini sağlamıştır.
Sonuçları:
– Düzenli ordunun ilk askeri başarısıdır.
– TBMM’ye güven artmıştır.
– Düzenli orduya katılımlar artmıştır.
– Çerkez Ethem isyanı da bastırılmıştır.

I. İnönü Savaşı Sonrası Yaşanan Gelişmeler:
Teşkilat-ı Esasiye Kanunu [1921 Anayasası (20 Ocak 1921)]
BMM açıldığı günden itibaren kendisine meşruiyet kazandırma çabası içerisindeydi. I. İnönü Savaşı’nın kazanılmasının getirdiği güvenle, Türkiye’nin ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edildi. Anayasa 23 madde ve bir ek maddeden oluşuyordu. Ulusal egemenlik ve yönetim esaslarıyla ilgili maddeler içeren bu anayasada; kişi hak ve özgürlükleriyle ilgili maddelerde Osmanlı anayasasının (Kanun-i Esasi) hükümleri geçerli olacaktı. Bu anayasanın önemli maddeleri şunlardır:
– Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
– Yürütme ve yasama yetkisi BMM’nindir.
– Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi tarafından yönetilir ve hükûmet BMM Hükûmeti adını alır.
– Din buyruklarının yerine getirilmesi, kanun konması, barış yapılması, savaş kararı verilmesi gibi esas haklar BMM’ye aittir.

Londra Konferansı (21 Şubat-12 Mart 1921)
İngiltere’nin çağrısı ile toplandı. Amacı Sevr Antlaşması’nı biraz hafifleterek Anadolu hareketine kabul ettirmekti.
TBMM Hükümeti’nin Konferansa katılma nedeni:
– Misak-ı Milli kararlarının propagandasını yapmak,
– Türk ulusunun haklı davasını dünyaya duyurmak,
– TBMM’nin hukuksal varlığını Kanıtlamak ve itilaf Devletleri’nce yapılan; “Anadolu hükümeti barış istemiyor, savaş istiyor.” propagandasını etkisiz kılmaktır.

Konferansa iki hükümetin de çağrılma nedeni: Konferansa TBMM ile İstanbul Hükümeti birlikte çağrılmıştı. Amaç İstanbul ve TBMM Hükümetleri arasındaki düşmanlıktan yararlanmak ve bundan kazançlı çıkmaktı.
Konferansa, TBMM adına Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey, İstanbul Hükümeti adına Tevfik Pasa katıldı. Konferansta ilk söz Tevfik Paşa’ya verildi. O da; “Söz, milletin asıl temsilcilerine aittir.” diyerek sözü TBMM temsilcilerine bıraktı Böylece itilaf Devletleri’nin oyununu bozmuş ve TBMM’nin işini kolaylaştırmıştır. Konferans bir sonuç alınamadan dağıldı.

TBMM adına önemi: İtilaf Devletleri bu konferansa katılan TBMM Hükümetini ilk defa resmi olarak tanımış oldular
Afganistan’la Dostluk Antlaşması (1 Mart 1921)
I.İnönü savaşından sonra Moskova’da Türk ve Afgan heyetleri arasında Türk-Afgan dostluk anlaşması imzalanmıştır. Anlaşmaya göre her iki taraftan biri saldırıya uğrayacak olursa karşılıklı olarak birbirlerine yardım edeceklerdi.
Not: TBMM’yi tanıyan ilk İslam devletidir.

İstiklal Marşı’nın Kabulü (12 Mart 1921)
Türkler bağımsız milli devletlerini kurunca, milletin bağımsızlık sevgisini ve isteğini dile getirecek bir marşın yazılması mecburi hale geldi. TBMM, 12 Mart 1921’de Mehmet Akif Ersoy’un şiirini İstiklal Marşı olarak kabul etti. Osman Zeki Üngör’ün bestelediği İstiklal Marşı, Türk milletinin bağımsızlık azmini simgeleyen ve dile getiren, değişmez Milli Marşı oldu.

Moskova Antlaşması (16 Mart 1921)
Bolşevik Devrimi’nden sonra Sovyet Rusya; kendi sınır güvenliği için avantaj sağlamak amacıyla TBMM’nin itilaf Devletleri’ne karşı verdiği mücadeleyi destekliyordu. İki ülke arasındaki yakınlaşma ve işbirliği I. İnönü Savaşı’nın sonucunda gerçekleşti. TBMM ve Sovyet Rusya arasında 16 Mart 1921 ‘de Moskova Antlaşması yapıldı.
Bu antlaşmaya göre:
– Çarlık Rusyası ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan tüm antlaşmalar geçersizdir.
– Taraflardan birinin tanımadığı siyasi bir belgeyi diğeri de tanımayacaktır.
– Sovyet Hükümeti kapitülasyonların kaldırıldığını kabul edecektir.
– Sovyet Rusya, TBMM’ye para, silah ve malzeme yardımı yapacaktır.
Not: Rusya Moskova Antlaşması ile Misak-ı Milli’yi tanımıştır. Doğu sınırımız çizilmiştir. Sovyet Rusya TBMM’yi tanıyan ilk Avrupa devleti olmuştur.

II. İNÖNÜ SAVAŞI (26 MART-1 NİSAN 1921)
Londra Konferansı’nda başarılı olamayan İngilizlerin Yunan ordusunu tekrar harekete geçirmesi savaşın nedenidir. Amaç; TBMM’ye Sevr’i zorla kabul ettirmektir. Fakat, Yunanlar, İsmet Paşa komutasındaki Türk ordusu tarafından yenilgiye uğratıldı.
Sonuçları:
– TBMM’nin gücü ve otoritesi arttı. Düzenli orduya katılımlar arttı.
– İtalya, Anadolu’nun işgal edilemeyeceğini anladı ve işgal ettiği bölgelerden çekilmeye başladı. İtalyanlar ve Fransızlar Yunanistan’ı desteklemenin bir işe yaramayacağını gördüler. İtilaf Devletleri arasındaki görüş arılıkları belirginleşmeye başladı.
– İngilizlerin Yunanistan’a olan güveni zayıfladı. İngiliz sömürgelerindeki Müslümanlar da İngiltere’ye sorun çıkarmaya başladı.
Not: M. Kemal Paşa, II. İnönü Savaşı’nı kazanan İsmet Paşa’ya çektiği telgrafta” Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makûs talihini de yendiniz” demiştir.


ESKİŞEHİR-KÜTAHYA SAVAŞLARI (10-24 TEMMUZ 1921)
Yunanistan, İnönü Savaşlarında Türk ordusunun savunma savaşı yaptığını gördü ve bu ordunun saldırı gücüne ulaşmadan yok edilmesi için iyi donatılmış bir ordu ile saldırıya geçti. Yunanlar Eskişehir, Afyon ve Kütahya’yı ele geçirdiler. Türk ordusu asker kaybını önlemek için Sakarya Irmağı’nın doğusuna çekildi.

Sonuçları:
– Sakarya ırmağı iki ordu arasında sınır oldu.

– Afyon, Kütahya, Eskişehir işgale uğradı.
– İtalyanlar Anadolu’dan geri çekilme işlemini durdular.
– Fransızlar barış yapmaktan vazgeçtiler.
– TBMM’nin Kayseri’ye taşınması gündeme geldi.
– Düzenli ordunun kaldırılarak Kuvay-ı Milliye’ye geçilmesi fikri ortaya çıktı.
– TBMM’de tartışmalar başladı


MAARİF KONGRESİ (15-21 TEMMUZ 1921)
Kütahya-Eskişehir Muharebelerinin devam ettiği sırada Ankara’da 180 kişinin katıldığı Maarif (Eğitim) Kongresi düzenlenmiştir.

Düzenlenme Amacı: Kurtuluş Savaşı’nı kazandıktan sonra yeni Türk devletinin eğitim politikasını belirlemekti Kongreye Mustafa Kemal’de katılmıştır.


Önemi: Savaşın en şiddetli döneminde böyle bir kongrenin düzenlenmesi Atatürk’ün eğitime verdiği önemi göstermektedir. Atatürk bu kongrede yaptığı konuşmada “Milli kimliğimize zarar veren zararlı fikirlerle mücadele edilmesi “gerektiğini vurgulamıştır.

MİLLÎ MÜCADELE, MİLLÎ SEFERBERLİK: TEKÂLİF-İ MİLLÎYE BAŞKOMUTANLIK YASASI ve TEKÂLİF-İ MİLLİYE EMİRLERİ
Başkomutanlık Yasası (5 Ağustos 1921)
Yunan ilerleyişini durdurmak için Mustafa Kemal Paşa’nın ordunun başına geçmesi fikri gündeme geldi. TBMM’deki milletvekillerinin çoğunluğunun isteğiyle Mustafa Kemal Paşa başkomutanlığa seçildi. Savaşın kazanılması amacıyla daha hızlı kararlar alabilmesi ve uygulayabilmesi için Mustafa Kemal Paşa’ya TBMM’nin bütün yetkileri üç ay süre ile verildi. (Bu yetki daha sonra uzatıldı.) Böylece Mustafa Kemal Paşa Erzurum Kongresi öncesi istifa ettiği askerlik mesleğine geri döndü. Ordunun ihtiyacını karşılamak ve orduyu savaşlara hazırla-mak için Tekalif-i Milliye Emirleri adında mecliste kanun çıkarıldı. Tekâlif-i Milliye Emirleri ( 7 Ağustos 1921) Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktalarından olan Sakarya Meydan Muharebesi öncesi ordunun ihtiyacını karşılamak ve Sakarya Savaşı’na hazırlanmak için Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın kanunla kendisine verilen yasama yetkisini kullanarak yayınladığı “Ulusal Yükümlülük Emirleridir”. 7 Ağustos 1921’de yayınlanmış olup toplamı on maddedir. Alınan Kararlar  Her ilçede bir tane Tekâlif-i Milliye Komisyonu kurulacak.  Halk, elindeki silah ve cephaneyi 3 gün içinde orduya teslim edecek.  Her aile bir askeri giydirecek.  Yiyecek ve giyecek maddelerinin %40’ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek.  Ticaret adamlarının elindeki her türlü giyim eşyasının %40’ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek.  Her türlü makineli aracın %40’ına el konacak.  Halkın elindeki binek hayvanlarının ve taşıt araçlarının %20’sine el konacak.  Sahipsiz bütün mallara el konacak.  Tüm demirci, dökümcü, nalbant, terzi ve marangoz gibi iş sahipleri ordunun emrinde çalışacak.  Halkın elindeki araçlar aylık 100 km. askeri ulaşım yapacaklar

DİRENİŞTEN DİRİLİŞE: SAKARYA’DAN BÜYÜK TAARRUZ’A
SAKARYA SAVAŞI (23 AĞUSTOS 1921)
Mustafa Kemal’in başkomutan olarak yönettiği ve kazandığı ilk savaştır. Mustafa Kemal Tekalifi Milliye Emirleri (Milli Yükümlülük Emirleri) ile orduyu savaşa hazır hale getirmiştir.
Bu savaşta Mustafa Kemal orduya yeni bir plan uygulattı. Buna göre; “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.” 22 gün süren savaşın sonucunda Yunan ordusu yenilgiye uğratıldı.

Sonuçları:
 Türk ordusuna duyulan güven arttı.
 Mustafa Kemal’e başarılarından dolayı Gazilik unvanıyla Mareşallik rütbesi verildi
 Yunan ordusunun taarruz gücü kırıldı. Bu savaştan sonra Yunan ordusu savunma hazırlıkları yapmaya başladı.
 Türk ordusu savunma durumundan, saldın durumuna geçti.
 İtalya Anadolu’dan tamamen çekildi.
 Fransa, TBMM ile Ankara Antlaşması’nı imzalayarak Anadolu’dan çekildi.
 İngiltere, Sevr Antlaşması’nı yumuşatarak ateşkes önerisinde bulundu (Bu öneri bağımsızlığa aykırı olduğu gerekçesiyle TBMM tarafından reddedilmiştir).
Kars Antlaşması (13 Ekim 1921)
Sovyet Rusya’ya bağlı olan Kafkas Cumhuriyetleri (Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan) ile TBMM arasında imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan Türkiye’yi tanıdı.
Doğu sınırımız kesin şeklini aldı.
Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921)
Güneydeki halkın direnişi, TBMM’nin İnönü ve Sakarya Zaferlerini kazanması Fransa’nın Ankara Antlaşması’nı imzalayıp Anadolu’dan çekilmesine neden olmuştur.
Bu antlaşma ile;
 Hatay, Türkiye sınırları dışında kalmak şartıyla güney sınırı (Suriye sınırı) çizildi.
 Güney Cephesi kapandı.
 Fransa TBMM’yi resmen tanıyan ilk itilaf Devleti oldu

MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI (11 EKİM 1922)
TBMM, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın temsilcilerinin katılımıyla imzalanmıştır (Yunanistan konferansa katılmamış, Yunanistan’ı İngiltere temsil etmiştir.).
Maddeleri:
 14-15 Ekim gecesinden başlayarak silahlı çatışmalar duracaktır.
 Yunanlar 15 gün içinde Doğu Trakya’yı boşaltacaklardır. Buraya itilaf Devletleri birlikleri yerleşecek ve 1 ay sonra da buraları TBMM kuvvetlerine teslim edeceklerdir (Doğu Trakya’nın doğrudan TBMM’ye verilmemesinin nedeni Türk-Yunan kuvvetleri arasında bir çatışma çıkabileceği endişesidir. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul savaş yapmadan oldu).
 Barış imzalanana kadar Türk ordusu Doğu Trakya’ya asker geçirmeyecek, ancak 8000 kişilik bir jandarma kuvveti bulundurulabilecektir.
 Boğazlar ve İstanbul, TBMM yönetimine bırakılacak, ancak barış imzalanıncaya kadar itilaf kuvvetleri İstanbul’da kalacaktır.
Önemi:
• İtilaf Devletleri TBMM’yi resmen tanıdı.
• Mondros Ateşkes Antlaşması geçerliliğini yitirdi ve bu ateşkes, Lozan Barış Antlaşması’na zemin hazırladı.
• Doğu Trakya savaş yapılmadan diplomatik yollarla kurtarıldı.
• İstanbul Hükümeti hukuken yok sayıldı

TÜRKİYE’NİN TAPU SENEDİ: LOZAN ANTLAŞMASI
LOZAN ANTLAŞMASI (24 TEMMUZ 1923)
I. Lozan Görüşmeleri: 20 Kasım 1922- 4 Şubat 1923
II. Lozan Görüşmeleri: 23 Nisan 1923 – 24 Temmuz 1923
Katılan Devletler İngiltere – İtalya – Yunanistan – Fransa-Japonya – Romanya – Yugoslavya
Boğazlarla ilgili Görüşmelere Katılanlar; Sovyet Rusya-Bulgaristan Gözlemci Devlet: ABD
Konferansa Gönderilecek Temsilci Sorunu: TBMM’yi Lozan Konferansı’nda hükümet başkanı Rauf (Orbay) Bey temsil etmek istiyordu. Amacı Mondros Ateşkesi’ni imzalamakla edindiği kötü izlenimi silmekti. Mustafa Kemal Paşa Mudanya’da başarılı bir ateşkes imzalamış olan İsmet Paşa’yı tercih etti. TBMM tarafından İsmet Paşa’nın temsilci olması kararlaştırıldı.
Konferansta Görüşülecek Konular: Türk heyeti, konferansta sadece Kurtuluş Savaşı’yla ilgili konuları değil yüzlerce yıllık sorunları görüşecekti. Türk heyeti iki konuda kesinlikle taviz vermeyecekti, bunlar; Ermeni meselesi Kapitülasyonların kaldırılması Konferansta görüşülecek diğer konularla ilgili olarak ise pazarlık yapılacaktı.
Lozan Görüşmelerinin Başlaması ve Kesilmesi: 20 Kasım 1922’de başlayan Lozan görüşmeleri bir süre son-ra tıkandı. İtilaf devletleri Türk heyetinden birçok konuda taviz istediler. En çok anlaşmazlık çıkan konular şunlardı, Kapitülasyonlar, Dış borçlar, Musul sorunu, Boğazlar sorunu. Bu gelişmeler üzerine Lozan görüşmeleri 4 Şubat 1923’te kesildi. Lozan görüşmelerinin kesildiği dönemde Türkiye’de iki önemli olay meydana geldi. İzmir I. İktisat Kongresi (17 Şubat 1923) I. TBMM’nin feshedilmesi (1 Nisan 1923)
Lozan Görüşmelerinin Yeniden Başlaması ve Barış Antlaşmasının İmzalanması
Lozan konferansının dağılması üzerine TBMM, boğazlar ve çevresini ele geçirmek için hazırlık yapmaya başladı. İngilizlerle savaş tehlikesi ortaya çıktı. İngiltere’de ise kamuoyu yeni bir savaşa karşı idi. Ayrıca İn-giliz sömürgeleri çıkacak bir savaşta yardım göndermeyeceklerini, diğer Avrupa devletleri ise tarafsız kalacaklarını açıkladılar. Her iki tarafında savaşı göze alamaması üzerine konferans yeniden toplandı.
24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalandı.
Antlaşmanın Maddeleri
 Sınırlar: Doğu Sınırı: Görüşülmedi, Kars antlaşması geçerli oldu. Irak Sınırı: Musul konusunda anlaşmazlık çıkması üzerine Türkiye ile İngiltere arasında ikili görüşmelere bırakıldı. Suriye Sınırı: 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Antlaşmasına göre belirlendi. Batı Sınırı: Meriç nehri sınır oldu. Ege Adaları: Bozcaada ve Gökçeada Türkiye’ye, On iki Ada İtalya’ya, diğer bütün Ege adaları silahsızlandırılması şartıyla Yunanistan’a verildi. II. Dünya savaşından sonra imzalanan Paris Antlaşması ile 12 Ada Yunanistan’a verildi.
 Boğazlar: Boğazların yönetimi başkanlığını bir

Türk’ün yapacağı uluslararası komisyona bırakılacak Boğazların her iki yakasında yirmişer km’lik alan silahsızlandırılacak. Ticaret gemileri serbestçe boğazlardan geçebilecek. Savaş gemilerine tonaj sınırlaması getirilecek. Savaş ihtimali olduğunda Türkiye boğazları silahlandırabilecek
 İstanbul’un Durumu: İstanbul’un Lozan Antlaşması’nın TBMM’de onaylanmasından sonra bir buçuk ay içerisinde İtilaf devletlerince boşaltılması kararlaştırıldı.
 Kapitülasyonlar: Kapitülasyonların bütün sonuçlarıyla birlikte kaldırılması kabul edildi.

 Dış Borçlar: En çok Fransa ile aramızda bu konuda sorun çıktı. Düyun-u Umumiye İdaresi kaldırıldı. Osmanlı borçları Osmanlı Devleti’nden ayrılan devletler arasında paylaştırıldı. Borçların önemli bir kısmını Türkiye ödeyecekti. Borçlar Türk lirası ya da Fransız frangı ile ve taksitler halinde ödenecekti.
 Patrikhane: Yabancı kiliselerle ilişki kurmaması şartıyla patrikhane İstanbul’da kalacak + Seçilen patriği Türk hükümeti onaylayacak
 Yabancı Okullar: Türkiye’de bulunan bütün yabancı okullar Türk Milli Eğitim sistemine bağlı olacak. Bu okullar Türk müfettişlerince denetlenecek.
 Savaş Tazminatı: Yunanistan’dan savaş tazminatı olarak sadece Edirne’nin Karaağaç istasyonu alındı.
 Azınlıklar: Türkiye’de bulunan bütün azınlıklar Türk vatandaşı sayıldı. Böylece Avrupalı devletlerin içişlerimize karışmaları önlendi. Batı Trakya Türkleri ile İstanbul Rumları hariç Yunanistan’daki Türkler ve Türkiye’deki Rumların yer değiştirmesi kararlaştırıldı.
Lozan Antlaşmasının Önemi
 Türkiye’nin bağımsızlığı tanındı.
 Lozan Antlaşması uzun süre geçerli olması açısından diğer antlaşmalara örnek oldu.
 Uzun yıllar süren kapitülasyonlar, dış borçlar, azınlıklar gibi sorunlar çözümlendi.
 Irak sınırı hariç diğer sınırlarımız belirlendi.
 Türk bağımsızlık savaşı diğer esir milletlere örnek oldu.
Antlaşma Çözülemeyen Konular: Musul Sorunu, Hatay Sorunu, Boğazlar Sorunu, Dış borçların ödenme şekli, Nüfus mübadelesi, Yabancı okullar
SANAT VE EDEBİYAT ESERLERİNDE KURTULUŞ SAVAŞI
KURTULUŞ SAVAŞI’NI ANLATAN EDEBİ ESERLER
Nutuk: Mustafa Kemal tarafından kaleme alınmış olan eserde M. Kemal, Kurtuluş Savaşı’nı anlatmaktadır.
Ateşten Gömlek: Halide Edip Adıvar tarafından yazılan, edebiyatımızda Kurtuluş Savaşı üzerine romanların ilkidir. İzmir’in işgali sırasında kocası ve çocuğu düşman askerleri tarafından öldürülen Ayşe’nin hayatını anlatan romandır.
Ankara: Cumhuriyetimizin başkenti Ankara’yı anlatan Yakup Kadri’nin “Ankara” adlı romanı, üç ayrı dönemi ve bu dönemlerin Ankara hayatını yansıtması yönüyle ilginç ve okunmaya değer bir eserdir. Romanın başkahramanı Selma Hanımın hayatı, evlilikleri ve insanî ilişkileri ile birlikte Ankara’nın üç dönemi canlı tasvir ve olaylarla verilir. Bu dönemler:1. Millî Mücadele’den önceki Ankara (Savaş zenginlerinin, yolsuzlukların ve arayışların belirdiği Ankara)2. Milli Mücadele’deki Ankara (Millî silkinişin ve yeniden toparlanan, zaferi kazanan Ankara)3. Millî Mücadele’den sonraki Ankara (Savaş sıkıntılarının geride kaldığı, modernleşen ve bir o kadar da özünden kopup sosyeteleşen Ankara) Yaban: 1932 yılında Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU tarafından yazılan romanda Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’da köy hayatını yansıtır

YORUMLAR

  1. Gizli kız dedi ki:

    Çook teşekkürler

error: Content is protected !!